ALLAH'IM İSRAİLİ KAHRET DİYENLER ÇOCUK KATİLİ İSRAİLİ SEVMİY
ALLAH'IM İSRAİL'İ KAHRET
EN SONKİ SALDIRIDA EKMEK KUYRUĞUNDAKİ ÇOCUKLARA BOMBA ATILDI.
ALLAH'IM İSRAİL'İ KAHRET


« Önceki |
ALLAH'IM İSRAİL'İ KAHRET
EN SONKİ SALDIRIDA EKMEK KUYRUĞUNDAKİ ÇOCUKLARA BOMBA ATILDI.
ALLAH'IM İSRAİL'İ KAHRET
Bir anda uykudan kalktim
çok ilginç bir ışık gördüm ama odanın ışığı kapalıydı
bir baktım saat 3:30 gece facir vakti
peki gördüğüm bu kadar ışık nerden
-----
birden şaşırıp kaldım baktım ki elimin yarısı duvarın içinde
hemen elimi çıkardım korku içinde oturup elime bakıyordum
tekrar elimi duvara dogru uzattım yine elim duvarın içine giriyordu!!!!!!!!
--
bir gülümseme sesi duydum
Yüzümü kardeşime dogru çevirdim, yatıyordu
korku içinde yatağımdan kalkıp kardeşimi uyandırmaya gittim
ama cevap vermedi
annemin odasına doğru gittim
babamı uyandırmaya çalıştım
birilerinin bana cevap vermesini istiyorum ama kimse cevap vermiyordu
annemi uyandırmak üzereyken, baktım ki annem uykudan uyandı
uykudan uyandı ama benimle konşmuyordu
---
bismillahirrahmanirrahim diyordu ve tekrarlıyordu
babamı uyandırdı, kalk kalk bir bakalım çocoklara dedi annem
şimdi zamanımı bırak uyuyayim yarın ola hayr ola dedi babam
ama annemin israrı üzerine babam kalkıverdi şaşkınlık içerisinde beraber odamıza doğru geldiler
---
başladım bağırmağa, anne, baba ama hiç birisi cevap vermiyordu!!!
annemin elbisesini çekiyor beni dinlemesini istiyordum ama annem beni hissetmiyordu!!!
başladım annemin arkasından yürümeye ta bizim odaya kadar
odamıza girdi ve ışıkları açıverdi
ama benim için fark etmiyordu çünkü benim için her taraf ışıktı
tam o sırada çok ilginç bir şeyle karşılaştım
---
kendi vücüdumu gördim!!!
evet kendi vücüdumu
oturup kendi kendimi seyredıyordum, iki taneydim
kendi kendime soruyordum kimdir bu acaba? Nasılda bana benziyor!!!
başladım kendi kendimi uyandırmaya, bu kabustan kurtulayım diye
ama uyanamadım
---
babam dedi ki bak yatıyorlar işte hadi yerimize gidelim
ama annem sakin olamadı ve benim uyuduğum yatağa doğru gelerek
beni uyandırmaya başladı kalk muhammed kalk bana cevap ver
ama cevap veremiyordu!!!
bir kaç defa uğraştı ama yok. Birden baktım ki babamın gözlerinden yaşlar dökülüyor
o babam ki şimdiye kadar onun göz yaşlarını görememiştim
bağırışmalar başladı oracık yerden .. kardeşim uyandı ve sordu ne oldu?
annem ona bağırarak, abin muhammed olmüş çok acıklı bir şekilde ağlıyordu
---
bağırmalar fazlalaştı
anneme giderek, anne ağlama ben burdayım bak bana!!
ama kimse bana cevap vermiyordu, neden?
oturup bağırmaya başladım, burdayım bakın işte
ama kimse cevap vermiyordu
başladım bağırmaya ya rabbi, ya rabbi ne olur beni bu rüyadan ve olduğum durumdan kurtar
---
uzaktan bir ses duydum ve geldikçede yükseliyordu
bu ses allah’u taalenin bir ayeti idi
((andolsun sen bundan gaflette idin, derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir))
birden iki kişi beni tuttular, ama insan değillerdi
çok korktum !!
başladim bağırmaya, bırakın beni, siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz?
kabire kadar senin gardiyanlarınız dediler
----
ben ölmedim, daha yaşıyorum dedim
neden beni kabire götürüyorsunuz? bırakın beni!! Ben hissediyorum, konuşuyorum ve görüyorum, ben ölmedim
bana gülümseyerek cevap verdiler
dediler ki, ey insanlar sizzler çok ilginç yaratıksınız, sanıyorsunuz ki ölüm hayatın sonudur ama bilmiyorsunuz ki asıl olan sizin yaşadığınız hayat bir rüyadan ibaret olup öldüğünüz zaman uyanıyorsunuz.
beni kabire doğru çekiyorlardı hala
yoldayken baktım ki benim gibi insanlar ve yanlarında da aynı o iki yaratıktan var, kimi ağlayor kimi gülüyor ve kimi ise bağırıyordu
onlara sordum neden böyle yapıyorlar?
dediler ki, bu insanlar şaşkınlık içerisindeler, nereye gittiklerini biliyorlar, kimisi dalalettedir.. korku içinde sözlerini keserek sordum:
ateşe gidiyorlar mi yani?
evet dediler '
konuşmalarına devam ederek, o gülenler ise cennete gidiyorlar
hemen sordum onlara, peki ben nereye gidecem??
dediler ki, sen bazen iyi gidiyordun, bazende kötü
bazen tövbe edip ertesi gün günah işliyordun ve izlediğin yol tam olarak belli değildi
ve hep öyle yitik kalacaksın
sözlerini korku içerisinde keserek sordum:
yani ben ateşemi gidiyorum yoksa?
Onlarda, Allahın rahmeti geniştir ve yolculukta uzundur dediler
---
yüzümü çevirdim korku içerisinde baktım ailem, babam, amcam, kardeşlerim ve akrabalarım hepsi
Bir sandık içinde beni taşıyorlardı
Onlara koiarak gittim ve onlara dedim ki benim için dua edin lütfen
Ama kimse bana cevap vermiyordu
kimi ağlıyordu kimi ise hüzünlüydü
Kardeşime giderek, dikkatli ol dünyanın fitnesi seni kandırmasın
Beni duymasını çok isterdim
O iki melek beni kabirdeki cesedimin üzerine bağladılar
baktım ki babam toprak atıyor üzerime
Kardeşlerim topak atıyor
Ordaki insanlar hepsi üzerime toprak atıyordu
----
dedim ki, ahh keşke onların yerinde olsaydım Allaha tevbe etseydim
dün sabah namazımı kılsaydım
Keşke her gün rabbime dua etseydim
Keşke her gün tevbemi yenileseydim
Keşke kötülüklerden uzak dursaydım
Başladım bağırmaya, ey insanlar dikkatli olun dünya hayatı sizleri kandırmasın
en azından birisinin beni duymasını çok isterdim
Peki sen beni duyuyormusun ???
***
süphanallah ve bihamdihi.. Sübhân'allâh'il-azıym
Biraz önce okuldan kovuldum.Yunus bey;
"Üç gün uzaklastirma cezasi aldin ve dosyana da islenecek " dedi.
Nasil da kolay söyledi ama.
Perihan ögretmenden de bir sürü hakaret yedik.Gikimizda çikmadi müdürden dayagi yerken.Simdi eve de telefon açmislardir.Babam çoktan küplere binmistir.Annem;
"Bu çocuktan adam olmaz, ver bir ise çalissin" diyordur.
Yakmisim sigarami.Dayamisim sirtimi bir agacin gövdesine.Önümden Uluirmak akiyor siril siril. Bir anda yarim saat önceki yasadiklarim aklima geldi.Demek ki diyorum, sigara uyusturuyor beyni.Halbuki biraz önce yasadigim olaylarin muhasebesini yapiyordum.Dalmisim bir an, aklim nerelerde?
Aslinda ben bir sey yapmamistim.Ögretmenlere her zaman saygiliyimdir.Tartisma bile olsa aramizda, bu belirli bir seviyeyi asmazdi.Bütün ögretmenler için geçerliydi bu.Ben sadece yanlis olarak gördügüm bir konu hakkinda görüsümü söylemistim.Hakli ya da haksizdim, sonuçta bir ögrenciydim. Ögretmenler dogru olani anlatmaya çalisir. Nerden bilebilirdim ki; Perihan ögretmenin bu kadar tutucu olacagini...
Evet edebiyat ögretmenimle hiç uyusamiyorduk. Her ders aramizdan soguk rüzgarlar eserdi.Ben hep asiriya kaçardim belki, ama o da asiriliga asirilikla cevap verirdi.
Henüz lise 2 deyim.Ilk defa bu sene tanismistik Perihan ögretmenle, yani pek tanimiyorduk kendisini.Biraz kisa boylu, esmer, saçlari uzun, sert bakisli ve 35-40 yaslarindaki bu ögretmen tam bir Tevfik Fikret hastasiydi.Genelde her dersin basinda, bize Tevfik Fikret ten eski Türkçe yle bir kaç misra okur,sonra siiri yorumlar ve kimi arkadaslari hayran birakirdi kendine.Aslinda çok iyi bir seydi bu,Tevfik Fikret gibi bir sairin,eski Türekçeyle yazilmis siirlerini duymak, üstelik bunlari açiklamalariyla birlikte dinlemek, son derece faydaliydi bizim için.Ama sadece Tevfik Fikret olurdu, tutucuydu yani.Fakat Perihan ögretmen bu siirleri özenle seçiyor.Bu özentili siirlerde hep dine hakaret içeren misralardan oluyordu...Ben farkina varmistim bu durumun ve hiç yakistiramamistim kendisine bir ögretmen olarak.Siyasetten nefret eden ve " okulda siyaset istemiyorum" diyen bu ögretmen,bize alttan alttan kendi siyasi görüslerini bu siirlerle benimsetmeye çalisiyordu.
Nazim Hikmet,Çahit Sitki, Attila Ilhan, Ziya Gökalp gibi sairler ders konusu oldugunda,herbirini bir hafta hatta iki hafta boyunca anlattigi olurdu.Bir gün Peyami Safa o günki dersin konusuydu.Inanilmasi güç ama o usta kalemi 5-10 dakika da anlatti ve geçti."Neyse ben yanlis biliyorumdur, ya da yanlis anliyorum" dedim kendi kendime ve hiç sesimi çikarmadim.
Aradan bir kaç ay geçti, bu süre içinde Orhan Veli yi,Halide Edip i ancak anlatabildi.Kendi siyasetine uygun sairleri uzun uzadiya anlatiyor,digerlerini kötülüyordu.Divan edebiyatindan nefret eden bu ögretmen, o derece anlatmisti ki bize divan edebiyatini bazi arkadaslar bu dersten yazili bile istememisti.
Bugün, yani okuldan kovuldugum gün dersin konusu Necip Fazil di.Derse girdi.Tevfik Fikret ten ezani kötüleyen bir kaç misra okudu.Sonra sinifa sordu:
" Bugün edebiyat kitabimizda hangi sairi isleyecegiz?"
Ben hemen kalktim siramdan ve:
"Bugün sirada Necip Fazil var" dedim.
"Tamam o zaman Kaldirimlar siirini okuyun diger saire geçelim" dedi.
"Olurmu hocam?Necip Fazil, benim bildigime göre çok usta bir sair,üstelik bir çokta kitabi var.Sadece Kaldirimlar siiriyle yetinmek, bu büyük saire resmen hakaret olur.Orhan Veli yi, Nazim Hikmet i bir kaç haftada anlatirken,Necip Fazil a 5-10 dakika ayirmak acaba ne kadar dogru?" dedim.
"Otur münasebetsiz herif! Gericiler sizi.Gidin Iran da yasayin siz.Sairlerinizi de beraberinde götürün.Orada doya doya için zehri.BURASI,LAIK ATATÜRK ÜN LAIK CUMHURIYETIDIR..."dedi.
"Zorda kalinca nasil da siginirsiniz Atatürk ün arkasina.Acaba Atatürk yasasaydi ne düsünürdü, ne yaprdi bunlari?" diye sordum kendime.
Sonra sinifa yönelerek;
"SIz ne düsünüyorsunuz bu konuda?" diye sordu.
Ben çok kitap okurdum yasitlarima göre,edebiyata çok merakliydim.Çogu sairin sanatsal degerini asagi yukari bilirdim.
Siniftan bir kaç kiz arkadas kalkti ve hepsi de:
"Dogru söylüyorsunuz hocam,kiniyorum arkadasi" dedi.
Kalktim siramdan, arkadasa dogru yönelerek, Perihan ögretmene sordum:
"Acaba beni kiniyan arkadas Necip Fazil in bir kaç kitabinin adini söyleyebilir mi?"
Bir kaç saniye geçti. Cevap gelmeyince;
"Tabi söyleyemez.Çünkü hiç okumadi ve beni pesin bir hükme bagladi.Sizin gibi ön yargili davrandi.Siyasi görüsüne uyan sairleri yüceltip uymayanlari kötülüyor.Buna dense dense gericilik denir" dedim ve oturdum.
Perihan ögretmen buz kesmis, belli sinirlenecek.
Sinifta çit! yok, ben tedirginim biraz dan olacaklardan...
Perihan ögretmen yerinden hizlica kalkti ve yanima ayni hizla gelip vurmak istedi, neden vurmadi bilmem ama siniftan hizla çikti.Sonra dogru müdüre gitti.Beni müdürle beraber siniftan çikarttilar.Müdürün odasina gittik ilk önce müdürle Perihan ögretmen odada olayi konustular.Ve sanirim Perihan ögretmen abartili bir sekilde olayi anlatti.Çünkü içeri girdigimde kipkirmizi gözleriyle ve elindeki 1 metreye yakin sopayla müdür beni karsiladi.Gerisi malum...
Herhangi bir sairin siyasi görüsü yüzünden yüceltilmemesini yada hor görülmemesini, ön yargili davranilmamasini,her seyden önce sanata önem verilmesini istemistim.Fakat bu istegin çok büyük bir istek oldugunu o gün hayat bana ögretmisti...
Hava da kararmaya baslamis.Rüzgar bir hayli sert esiyor,her taraf toz duman,saçlarim karman çorman.Kalktim yerimden.Agir ve yorgun adimlarla evin yolunu tutum.Evde beni bekleyenlere durumu nasil izah edecegimi düsüne düsüne...
Aksaray
02.09.2003
Çağdaş Bin Yobaz
Kaynak: Ortamcı
| Perşembe, 16 Ekim 2008 | |
| Çorlu'da yoğurt yüzünden aralarında kavga çıkan 2 kişi birbirini bıçakladı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan birinin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Çorlu'da aynı mekanda bir gece öncede alkol alan iki arkadaşın sipariş ettikleri yoğurdun ekşi olması üzerine ikinci gece S.K. dışarıdan yoğurt alarak mekana geldi. Arkadaşının dışarıdan yoğurt getirmesi üzerine sinirlenen M.K. ve S.K. arasından başlayan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. :D Çağdaş Bin Yobaz |
